Değerli âlim Muhammed b.Salih el-Useymîn-Allah,İslâm ve Müslümanlardan yana kendisine en iyi şekilde mükafatını versin- kendisine Mevlid-i Nebevî'yi kutlamanın hükmü sorulduğunda, o şöyle cevap verdi:.
Birincisi: Rasûlullah-sallAllahu aleyhi ve sellem-'in doğduğu gece kesin olarak bilinmemektedir.Aksine günümüzdeki bazı tarihçiler, Rasûlullah-sallAllahu aleyhi ve sellem-'in doğduğu gecenin Rebîül-Evvel ayının 9. gecesi olduğu ve 12. gecesi olmadığı gerçeğine varmışlardır. O halde 12. gece yapılan kutlamanın tarihî yönden hiçbir dayanağı yoktur.
Aşure günü Şiilerin hasan ve Hüseyin (r.ahuma) adını anarak başlarını yarmaları, kan akıtmaları, zincirle bedenlerini dövmeleri, caiz midir, İslamda buna dair delil var mıdır, ?
Değerli müslüman Allah beni ve seni razı olduğu, sevdiği, emrettiği din üzerine tutsun, Allah bizleri ehl- i sünnet akidesi ve selef imamlarının izinde giden salihlerden eylesin. Müslüman kuranın, sünnetin, emrettiği din üzerine olmalı ve ona davet etmelidir. Hiçbir müslümanın kendi kafasından bayram, özel gün, ibadete has günler diye günleri tahsisleştirme hakkı yoktur.
Hadis ilminden habersiz bazı cahillerin ve peygamberlerden başkalarına da masumiyet giydirmeye çalışan sefillerin mutaassıpça savundukları Cevşen hakkında bazı mülahazalar nakledeceğim ve sahih bir hükme varmaya çalışacağım. "Diyanet Ansiklopedisinin Cevşen maddesinde özetle diyor ki: Farsça asıllı olduğu kabul edilen cevşen kelimesi sözlükte, "zırh, savaş elbisesi" anlamına gelmektedir. Terim olarak Şii kaynaklarında Ehl-i beyt tarikiyle Hz. Peygambere isnat edilip, Cevşen-i Kebir ve Cevşen-i Sagir denilen iki duanın ortak adıdır.
Peygamber salallahu aleyhi ve sellem'den kutlaması hakkında sahih bir nakil sabit olmayan ve genellikl e islam aleminde ve özellikle de ülkemizde, kutlanan bazı kandil geceleri hakkında, müslümanları uyandırmayı kendimize görev bilerek bu araştırmayı yaptık. Cenabı
Hak'dan bütün müslümanlar için faydalı olmasını dileriz.
Şimdi ise bu kandil gecelerin i tertip üzerine arz edip, onları kutlamanın
meşru ve gayrı meşru olması konusunda İslam alimlerin in görüşlerini de
Birçok insan da Kur’an okumayı bitirdikten sonra ‘Sadak Allah’ul azim’ deme alışkanlığı vardır. Ama bu davranışın İslami bir temeli yoktur. Çünkü Allah rasulu (sav) bu davranışta bulunmamıştır, ne sahabelerin geleneğinde vardır ve tabiin tarafından da bilinmemektedir. Bu gelenke sonraki dönemlere aittir. Ve bazı Kur’an okuyan kimseler bu sözü şu ayete dayanarak söylemişlerdir: De ki: “Allah doğru söyledi.” Ali İmran 95 Ve insanlar da bu davranıştan hoşlanmışlardır. Ancak bu hoşlanma reddedilmesi gerekilen bir durumdur çünkü eğer gerçekten güzel bir davranış olsaydı Peygamber (sav), sahabeler ve tabiin bunu söylemeyi ihmal etmezlerdi. Bu ayet: De ki: “Allah doğru söyledi.” Ali İmran 95 Bu sözlerin her Kur’an okunduktan yada dinlenildikten sonra söylenmesi gerektiği anlamına gelmemektedir.
Şüphesiz ki hamd, Allah’a mahsustur. O’na hamdeder, O’ndan affımızı dileriz. Nefislerimizin şerrinden, yapacağımız kötü işlerden Allah’a sığınırız. Allah kime hidayet ederse hiç kimse onu saptıramaz, kimi de (hak ettiği için) saptırırsa hiç kimse onu doğruya iletemez. Şehadet ederim ki Allah’dan başka hiç bir ilah yoktur, tekdir ve hiç bir ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Allah’ın kulu ve rasuludur. Birçok mevlid toplantıları münkerden, bid’atlardan ve İslam’a muhalif olan şeylerden uzak değildir. Çünkü bunu ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem), ne ashab, ne tabiin, ne dört büyük imamlar ne de islamı en iyi bilen ve en iyi yaşayan asırlardan birinde hiçbir kimse yapmış değildir. Çünkü bunun şer’i bir delili yoktur. Mevlithanlar çoğu kez şirke düşecek sözler söylerler. Mesela arada sırada “Meded ya Rasulullah!” veya “Bizlere imdat kıl!” “Ya Rasulullah yalnız sanadır itimadımız!” “Ya Nebiyullah kaldır bizden sıkıntıyı!” gibi yalnız Allah’a dua edip isteneceği şeyleri Rasulullah’tan (Sallallahu Aleyhi Vesellem) isterler.
Bu davranış,İsa’nın doğum günü kutlama merasimi olarak bilinen şeyde hıristiyanlara benzemektir. Câhil müslümanlar ya da sapıtmış âlimler Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in doğum günü münâsebetiyle her yıl Rebîul-Evvel ayında O’nun doğum gününü kutlamaktadırlar. Kimi müslümanlar, bu merâsimi câmilerde, kimisi evlerde, kimisi de bu iş için hazırlanan yerlerde düzenlemektedirler. Bu merâsimlere ayak takımı ve câhil pek çok insan iştirak edip hıristiyanların İsa-aleyhisselâm-’ın doğum gününü kutladıkları gibi kutlayıp onlara benzemektedirler. Genellikle bu kutlamalar, içerisinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında aşırıya gidilen kasîdeler okunan, Allah’a değil de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e yalvaracak ve O’ndan yardım dileyecek dereceye varacak şekilde şirke götüren ameller ve çirkin şeylerle doludur.Oysa Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisinin aşırı bir şekilde övülmesini yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: “Beni, hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı aşırı bir şekilde övdükleri gibi övmeyin. Ben, ancak bir kulum ve (benim için) Allah’ın kulu ve elçisidir, deyin.”[1]