Bu din, tevhiddir, sünnettir, imandır, kuran ve sünnete tabi olmaktır, ashaba sevgi duymaktır, ashaba söven Rafizi keferelerine adaveti haykırmaktır, kafirlere düşman olmaktır, Müslümanlara sevgiyi ilan etmektir, Ey iman edenler, velanızın/sevginizin ve beranızın/düşmanlığınızın kimler için olduğunu bilin ve ilan edin. İlmi olun, atifi, edebi, akli davranmayın.
Dünyanın en güzel mekanları arasında saraylar, köşkler hep ilk sıralarda yer alır. Bu mekanların gösterişli güzellikleri tarif edilirken de hep güzel bir manzaraya sahip olmalarından, eşyalarının çok değerli olmasından, dekorasyo nlarının güzelliğinden, sütunların, altın yaldızlı tahtların, mobilyala rın ihtişamından bahsedili r.
Allah'ın Kuran'da bildirdiği cennetle ilgili ayetlerde de insanların hoşlarına giden mekanlard an -köşklerden, saraylard an, bahçelerden, otağlardan- sıkça bahsedilm ektedir. Dünyada sınırlı sayıda bulunan bu mekanlar, cennette kusursuz ve en görkemli halleriyl e Allah'ın sevdiği kullarının yaşadığı mekanlar olarak sonsuza kadar var olacaklar dır.
Derin kuyu, ahirette kâfir ve günahkâr kimseleri n azap Cekecekle ri ceza yeri. Kur'an-ı Kerîm'de inanan ve güzel amel işleyen kimselere Cennet* vadedildiği gibi (el-Kehf 18/107); kâfir ve günahkâr kimselere de Cehennem vâdedilmiştir. Kâfir, münâfık ve müşrikler Cehennem'de ebedî kalırlar, orada ölmezler ve azabları hafifleti lmez. Tövbe etmeden günahkâr olarak ölen ve Allah'ın kendileri ni affetmediği mü'minler ise Cehennem'de ebedî kalmazlar . Kendileri ne günahları kadar azap edilir. Sonra oradan kurtulup Cennet'e girerler ve orada ebedî kalırlar. (Alâuddin Âbidîn, el-Hediyetü'l-Alâiyye, 468).
Rasûlullah -sallAllahu aleyhi ve sellem-'den sâbit olduğuna göre o, fıtır sadakasını, hurma veya arpadan bir sa' olmak üzere Müslümanlara farz kılmış ve fıtır sadakasının, insanların bayram namazına çıkmalarından önce verilmesini emretmiştir.
Nitekim Ebu Saîd el-Hudrî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Biz, Peygamber -sallAllahu aleyhi ve sellem-'in zamanında fıtır sadakasını (fitreyi) yiyecek maddelerinden buğday, hurma, arpa ve kuru üzümden bir sa' olarak verirdik."
“Doğrusu Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.
Bilir misin nedir kadir gecesi?
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.
O gece Rab’lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner.
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadr, 97/1–5) Kadir gecesinin Ramazanda olduğu bellidir. Çünkü Allah Teala şöyle buyurur:
“Ramazan öyle bir aydır ki, insanlara yol gösteren, doğrunun belgelerini içeren ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur'ân o ayda indirilmiştir...” (Bakara, 2/185) Ama Ramazanın hangi gecesinin Kadir Gecesi olduğu belli değildir. Peygamberimizin (sav) tavsiyesi onu Ramazan ayının son on gününün tek gecelerinde aramaktır. Buna göre kadir gecesi Ramazanın yirmi bir, yirmi üç, yirmi beş, yirmi yedi ve yirmi dokuzuncu gecelerinden herhangi biri olabilir.
Ramazan, hayır ve bereket ayıdır. Allâh bu ayı bir çok faziletle rle donatmıştır. Bunlardan birisi; Allâh (Azze ve Celle) bu ayda Kur’ân’ı, insanlar için hidâyet ve müminler için şifâ maksadıyla indirmesi dir.
Bu konuda Allâh şöyle buyurur: (Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun) [Bakara: 185]
-Dua Öncelikle Allah'a bu Ramazan'ı şimdiye kadar yaşadığınız en unutulmaz Ramazan yapması için dua edib. Her şeyin anahtarı O'nun elinde olduğuna göre..
Günümüzde İslam ümmetinin yaşadığı şirk-küfür-zülüm-bidat bataklığını görerek Allah’ın dinene davet eden bazı islam davetçilerine çeşitli sözlerle iftiralar atılmaktadır. Bu iftiralar tarih boyuda atılmıştır. Bu iftiralar ilkin Allah’a, Resulüne, zevcelerine, ashabına ve islam yolunda giden alim ve davetçilere olmuştur. Müslümanlar arasında iftiracılar çok bulunur. Bunlar, şeytanın ve uşaklarının telkinleriyle kuran ve sünnet ehline asılsız iftiralar atmayı hüner bilirler. Bunlar dilleri ile çalışırlar, amelleri ile de yan gelir yatarlar. Bu iftiracılar haksız cümlelerle, delilsiz iddialarla, merhametsiz bir kalple, ahlaksız bir yapıyla, akıl almaz bir anlayışla, hangi dinin kaynaklarına dayandıkları bilinmeden, iftira at, izi kalsın mantığıyla hareket ederler. İftiracıların, ehli sünnete ve ehline zarar veremedikleri ve veremeyecekleri tarihi bir gerçektir. İftiracılar, ancak şeytanın uşakları olarak anılırlar. İftira edenler, yakında nasıl bir sarsıntı ile sarsılacaklarını inşallah göreceklerdir. İftiracıların kulak misafirleri de onlarla beraber olacaklardır.
“…Allah Teâlâ bir kula da buğzettiği zaman Cibril'i çağırır ve: “Ey Cibrîl, Ben filancaya buğzediyorum, sen de ona buğzet” buyurur. Bunun üzerine Cibrîl de ona buğzeder sonra gök ehli için de: “Şüphesiz Allah Teâlâ filâna buğzediyor, siz de ona buğzedin” diye nida eder ve gök ehli ona buğzederler. Sonra onun için yeryüzünde öfke, kin ve düşmanlık konulur.” ...
Şüphesiz hamd yalnız Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz. O'nun saptırdığını da kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, bir ve tektir, O'nun ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûlüdür. "Ey iman edenler! Allah'tan nasıl korkmak gerekirse öyle korkun ve siz ancak müslümanlar olarak ölünüz." (Al-i İmran 103) "Ey insanlar! Sizi tek bir candan yaratan ve ondan da eşini var eden, her ikisinden birçok erkek ve kadın türeten Rabbinizden korkun. Kendisi adına birbirinizden dileklerde bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık bağlarını kesmekten de sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde tam bir gözetleyicidir." (Nisa 1), "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dosdoğru söz söyleyin. O da amellerinizi lehinize olmak üzere düzeltsin, günahlarınızı da mağfiret etsin. Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşla kurtulmuş olur." (Ahzâb 70-71)