» Русская версия        » Türkce
Домашняя страницаСвязь с нами

Tevhid

Sira

Hadis

Fıkıh

Bidetler

Fetvalar

Kadin ve tesettur

Mekaleler

Kitaphane - Türkce

Kitaphane - Arapca

Forum

  
25 Rabi Al-Awwal 1431
11 March 2010
Фаджр05:28
Восход06:59
Зухр12:51
Аср16:09
Магриб18:43
Иша20:09
Полночь00:05
Islamic Finder
 
 
Hz. Peygamber'in Ana-Babası
Yüce Allah, Hz. Peygamber'in ana ve babasını diriltmiş, davetini kabul ederek müslüman olduktan sonra tekrar mı öldürmüştür?
Cevap:
Hiçbir hadîsçi böyle bir şey söylememiş ve âlimler de bunun uydurma bir yalan olduğunda ittifak etmişlerdir.
Böyle bir rivayet Ebû Bekr el-Hatîb el-Bağdadî'nin "es-Sâbık ve'l-Lâhık" adlı kitabında geçmektedir.
Yine bunu Ebû'l-Kâsım es-Suheylî "Şerhu's-Sîre" de meçhul râvilerin bulunduğu bir senedle zikretmiş ve Ebû Abdillah el-Kurtubî "et-Tezkira" da belirtmiş ise de âlimlerin kaydettikleri gibi, bunun düzmece bir yalan olduğu ittifakla sabittir.

PEYGAMBERİMİZİN(SALLALAHI ALEYHI VE SELLAM) KADINLARA ŞEFKATİ
İslâmın şefkat güneşi dünyayı aydınlatmadan önce kadınlar çok perişan haldeydil er. Başta Araplar olmak üzere, insanlık kız çocuklarını ve kadınlarını çok hor görürdü. Onları bir insan olarak kabul etmez, bir eşya gibi değer biçer, alıp satarlardı. Arapların yanında kadının hiçbir sosyal hakkı yoktu. Onları şefkat ve merhamett en yoksun kıldıkları gibi, mal ve mirastan da uzak tutarlardı.

PEYGAMBER SEVGİSİNİ KALPTE NASIL ARTIRABİLİRİZ?
Rasulullah sallallahu aleyhi vessellem sevgisinin besini imana bağlıdır, iman arttıkça ona duyulan sevgide artar, çünkü peygambere sallallahu aleyhi vessellem gösterilen sevgi, Allah’a itaat ve yakınlıktır. Şeriat koyucu Allah, Peygamber sevgisini vacip kılmıştır.

“FESUBHÂNALLÂH! BEN BEŞER PEYGAMBERDEN BAŞKA BİR ŞEY MİYİM?”
Allah’ın, dinini tebliğ etmeleri için gönderdiği peygamberlerin birer beşer / insan olmalarını, inanmayanlar bir türlü kabullenmek istememişlerdir. Ta Nuh (as) zamanında başlayan bu kabullenemeyiş, son peygamber Muhammed (sav)’e gelinceye kadar böyle devam etmiştir. Nuh (as), kavmine elçi olarak gönderildiğinde ona şöyle itiraz edilmişti:

“(Nuh’un) Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni sadece bizim gibi bir beşer olarak görüyoruz…” (Hûd, 11/27)

Hz. Peygamber'in Doğumu ve Peygamber Olarak Gönderilmesi
Hz. Muhammed, Fil Va'kas'ının meydana geldiği senede[1] Mekke'de doğdu. Fil olayı vesilesiyle Allah, peygamberi Hz. Muhammed'e ve evi Kabe'ye bir armağan sunmuştur. Yoksa fil sahipleri Ehl-i kitap hıristiyanlardı ve onların dini o zamanki Mekke halkının dininden daha iyi idi, zira Mekkeliler putperest idiler. Bununla birlikte Allah, Mekke'den çıkacak olan Hz. Peygamber'i koruma ve ona bir armağan olması ve Kabe'yi yüceltme amacıyla, Ehl-i kitaba karşı Mekkelilere, hiçbir beşerin rol oynamadığı bir yardımda bulunmuştur.

Hz. Peygamber'in Konuşması, Susması, Gülmesi ve Ağlaması
Hz. Peygamber, Allah'ın yaratıkları arasında en fasih ve en tatlı konuşanı idi. Hz. Aişe der ki: Allah Resûlü, sizin şu konuşmalarınız gibi sözü peş peşe sıralamazdı.[1] Açık bir sözle tane tane konuşur, meclisinde bulunanlar konuştuklarını ezberleyebilirdi. Çoğu zaman iyi anlaşılsın diye sözü üç kez yinelerdi. Uzun zaman susardı. Gereksiz yere konuşmazdı. Söze avurtlarıyla başlar yine onlarla bitirirdi. Konuşmalarında az sözle çok mânâ ifade edecek cümleler kullanırdı. Lüzumsuz konularda konuşmazdı. Yalnızca sevabını umduğu konularda konuşurdu. Bir şeyi beğenmediğinde yüzünden anlaşılırdı. Sözleri ve davranışları arasında aşırı ve çirkin şeyler bulunmazdı; gürültücü ve bağırarak konuşan biri değildi. Gülüşü tebessüm idi. En fazla güldüğünde azı dişleri görünürdü. Gülünecek şeylere gülerdi.

Hz. Peygamber'in Aksırma İle İlgili Uygulamaları
Ebû Dâvûd'un Ebû Hureyre'den rivâyet ettiğine göre, Allah Resûlü, aksırdığında elini veya elbisesini ağzına kor, sesini azaltır veya onunla sesini kısardı.[1] Tirmizî, buna "sahih hadis" demiştir.[2] Hz. Peygamber'den rivâyet edildiğine göre: "Şiddetli esneme ve aksırma şeytandandır. Allah, bunlardan hoşlanmaz." buyurmuştur.
Müslim'in sahih olarak rivâyet ettiğine göre, Hz. Peygamber huzurunda bir adam aksırdığında ona, "Yerhamükallah" di­ye dua etti. Sonra bir kez daha aksırdı; bunun üzerine Re­sû­lullah: "Adam nezle olmuştur." [3] buyurdu.

Muhammed (s.a.s.) Ümmetinin Diğer Üm­metlere Olan Üstünlüğü
Abdullah bin Ömer (r.huma)dan rivayetle, kendisi Resûlullah (s.a.s.)’den şöyle buyururken işitmiştir:

“Şüphesiz sizin, sizden önceki yaşayan ümmetlere olan bekanız, güne­şin batımına dek ikindi namazı arası gibi (olma) hâlidir. (Şöyle ki): Tevrat ehli Tevrat’ı getirirler ve gün ortasına kadar çalışırlar. Sonra da çalışmayı bırakıp bir kırat onlara ancak verilir. Sonra İncil ehli İncil’i getirirler ve ikindi namazına ka­dar çalışırlar. Sonra çalışmayı bırakıp birer birer kırat onlara ancak verilir. Sonra da Kur’ân verdiklerimiz (Muhammed (s.a.s.) ümmeti) güneşin batışına kadar çalışırlar. Onlara da ikişer ikişer kırat verilir. Yahudi ve hıristiyanlar bunun üzerine:

“Ey Rabbimiz! Sen onlara ikişer ikişer kırat verdin ve bize de birer kırat verdin, halbuki biz daha çok çalışmıştık!” dediler.


Hasan el Basri (radiallahu anhu) diyor ki:

“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.

Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”
Son mekaleler