İki tür şirk vardır: Ulûhiyette şirk ve Rubûbiyette şirk. Ulûhiyette şirk; kişinin ibadetinde, sevgisinde, korkusunda, ümidinde ve sığınmasında Allah'a ortak koşmasıdır. Bu Allah'ın tevbe edilmedikçe bağışlamayacağı şirktir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: «İnkâr edenlere, eğer vazgeçerlerse, Önceden yaptıkları günahlarının bağışlanacağını söyle!» ( Enfâl; 38)
Allah seni merhametinden esirgemesin. Bilesin ki, Allah'a ortak koşmak, kişinin Allah'a karşı işlediği en büyük günahtır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: «Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar.» (Nisa 48) Buhârî ve Müslim'deki bir rivayete göre de Peygamber (s.a.v)'e en büyük günâhın hangisi olduğu sorulmuş ve o da şu karşılığı vermiştir: «Seni yaratan Allah olduğu halde, O'na eş koşmandır.» (Buhârî, Tefsir sûre II /1, V/17,Rıkâk 51; Müslim, İmân 141)
Biz sana önce küçük şirk ya'ni sahibini ebedi cehenneme sokmayan "riya"dan bahsedeli m, sonra sen kendin büyük şirkin ne olduğunu anlarsın bi iznillah.
Ebu Abbas der ki: "İlah; sadece "icat etmeye ve yaratmaya gücü yeten" demek değildir. Kelamcılar Uluhiyetin sadece icat etmeye gücü yetmek anlamına geldiğini sandılar. Halbuki, bunu müşrikler de kabul ediyorlar. Nitekim, Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: "Andolsun onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, 'Allah' derler." (Lokman: 31/25) "De ki: 'Biliyorsanız söyleyin; yer ve içinde bulunanlar kimindir?' 'Allah'ındır' diyecekler. 'O halde düşünmüyor musunuz?' de." (Mii'minun: 23/84-85) "Onların çoğu, Allah'a ortak koşmadan iman etmezler." (Yusuf: 12/106)
Leys, Ebu Ubeyd, Kisai, Vahidi ve lügatçıların cumhuruna göre tağut; Allah'tan (cc.) başka ibadet edilen her şeydir. Bu kelime tekil, çoğul, erkek ya da dişi her şey için kullanılmaktadır. Tekil olana örnek şu ayettir: "...Tağut'a muhakeme olmak istiyorlar! Oysa onu inkar etmekle emrolunmuşlardı..." (Nisa 4/60) Çoğul olana örnek de şu ayettir: "...Kafirlerin dostları da tağutlardır. Onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar..." (Bakara: 2/257)
"Ey insanlar! Söyleyeceğiniz sözü söyleyin, azı ile yetinin. Şeytan sizi kışkırtmasın. Ben sadece Muhammed'im, Allah'ın kulu ve Rasulüyüm. Beni, Allah'ın bana ihsan ettiği mevkinin dışına çıkarmanızı istemem." (Nesai Amelü'l-yevm ve'l-leyl: 248-249, Ahmed: 3/153, 241.)
Allah'dan baskasina el acip dua ederek, manevi yardim, medet, himmet, hidayete sevk, dalaletten hifz, nimeti celb, müsibeti def, rizik, sifa, sefaat gibi, sadece Allah'in kudretinde olan seyleri, Allah'dan baskasindan istemek, bu hususlarda Allah ile kullar arasinda aracilar olduguna inanmak. Bu, yukarida da belirtildigi gibi, Allah'a uluhiyyetinde sirk kosmaktir. Bunu irtikab eden, tevhid ile iliskisini koparmis ve Islam'dan siyrilmis demektir. Asagidaki ayet ve hadisler, muvahhid mü'minin, sadece Allah'dan istigasede bulunabilecegine, aksi taktirde Allah'a ortak kosulmus olacagina delildir;
"Allah'dan baskasina el acip dua etmez, O'na hic kimseyi ortak kosmazlar" (...)
Hamd, ancak Allah’a mahsustur. Salat ve selam Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in, O’nun ehli ve Ashabinin ve Kiyamet’e kadar onlarin yoluna uyanlara olsun.
‘Allah nerede?’ Bu soru karsisinda bakin ne tür cevaplarla karsilasacagiz;
Birçoklari “Tövbe estagfirullah, bu ne biçim soru! Allah’a hasa, sümme hasa mekan mi tayin ediyorsun?Allah mekandan münezzehdir!”diyecekler. Bazilari da tam aksine “Allah her yerde”, “Allah mü’minin kalbinde”, “Allah nerede anarsan orada”, “Allah arsda, ama arsin yeri belli degil”, “Allah gökte ama bizim bildigimiz gökte degil”vs…gibi yanitlar verecekler. Hakikat, bu çesitli görüslerin arasinda mi gizli veya gerçekten bu soruyu sormak hatami?
O (Allah), size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın (sizin üzerinizdeki) nimetlerini sayacak olursanız, (çok ve çeşitli oluşundan dolayı) onları sayamazsınız.Doğrusu insan, (nefsine) çok zulmeden ve (Rabbinin sayısız nimetlerine) çok nankörlük edendir.